06 09 2006

ŞİRKETLER HUKUKU 4

 

ANONİM ŞİRKETLERİN KURLULUŞU ANİ VE TEDRİCİ OLUR

 

Ani kuruluşta kurucular payların tamamını taahhüt ederler.  Başka kimseye müracaat edilemez.  Ani olarak kurulan bir anonim ortaklıkta pay sahipleri, tescilden itibaren beş yıl içinde paylarını halkla müracaatla elden çıkarmak isterlerse tedrici kuruluşu düzenleyen hükümler uygulanır.

 

Tedrici kuruluşta bir kısım paylar kurucular tarafından taahhüt olunur, geri kalan kısım için halka müracaat edilir.

 

Kuruluşta katılma payının çeşidi bakımından da nakdi ve mevsuf  kuruluş ayrımı yapılır. Para konduğu takdirde nakdi kuruluş olur. Paradan başka bir şeyin, örneğin belirli hakların konulması mümkün olan hallerde bu yola gidilirse mevsuf kuruluş söz konusudur.

 

Bir anonim şirketin kurulması için en az pay sahibi beş kurucu ortak bulunmalıdır. Bunlar gerçek veya tüzel kişi olabilir. Anonim şirketler en az elli milyar Türk Lirası sermaye ile kurulurlar.

 

Kuruluş aşamaları  şöyledir:

 

l. Esas sözleşmenin hazırlanması, imzalanması ve imzaların noterce tasdiki: Esas sözleşme yazılı yapılır ve en az beş kurucu tarafından imzalanır. Daha sonra imzalar noterlikçe onaylanır.

 

2. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı izni: Daha önce de belirttiğimiz gibi, anonim şirketlerin kuruluşunda ve esas sözleşme değişikliğinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın izni kaldırılmıştır. Ancak belirli anonim şirketler açısından bu izin şartı muhafaza edilmiştir. Bunlardan bir tanesi de Sermaye Piyasası Kanunu’na tabi anonim şirketlerdir. Tedrici şekilde kurulan bir anonim şirket halka açık anonim şirket statüsünde olacağı için Sermaye Piyasası Kanunu’nun kapsamına dahil olacaktır. Bu nedenle tedrici kuruluşta söz konusu izin aranmaktadır. Tedrici kuruluşta, kurucular esas sermayenin yüzde onunun tediye veya temin edildiğini gösteren bir belgeyi söz konusu Bakanlığa başvurmadan önce hazırlayacaktır.  Tedrici kuruluşta ayrıca Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'ndan izin alınmadan önce Sermaye Piyasası Kurulu tarafından sözleşmenin onaylanması gereklidir.

 

 Bakanlıktan izin alındıktan sonra anı kuruluşta tescil için ticaret siciline başvurulur.

 

3. Tescil: Tüzel kişilik tescil ile kazanılır. Kuruluşun üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi, tescilin Türkiye Ticaret 'Sicili Gazetesinde ilan edilmesiyle mümkün olur.

 

Tedrici kuruluşta ise izinden sonra sermaye Piyasası Kurulu'na müracaatla halkı ortaklığa katılmaya davet ve senetlerin SPK kaydına alınması için gerekli işlemin yapılması istenir.

 

Yönetim kurulu anonim ortaklığın idare ve temsil organıdır. Ortaklık esas sözleşmesi ile tayin edilmiş veya genel kurul tarafından seçilmiş ve pay sahibi olan en az 3 üyeden oluşur. Yönetim kurulu üyeleri en çok 3 yıl süreyle seçilirler. Esas sözleşmede aksine bir düzenleme yoksa tekrar seçilmeleri mümkündür. Pay sahibi olmayan kişiler üye seçildikleri takdirde bunlar ancak pay sahibi sıfatını kazandıktan sonra işe başlayabilirler. Pay sahibi olan bir tüzel kişi yönetim kurulu üyesi olamaz. Fakat tüzel kişinin temsilcisi olan gerçek kişiler üye seçilebilirler.

 

Yönetim kurulu üyesi sıfatını kazanan kişilerin ticaret siciline tescil ve ilan edilirler.

 

Yönetim kurulu üyelerinden her biri, itibari değerleri esas sermayenin en az yüzde birine eşit miktarda hisse senetlerini ortaklığa tevdi etmek zorundadır. Ancak esas sözleşmenin yüzde biri 5.000 lirayı aşarsa fazlasının tevdii gerekli değildir.

 

Yönetim kurulunun görev ve yetkileri kanundan veya sözleşmeden doğar. Ortaklık defterlerinin tutulması genel kurulun toplantıya çağrılması, gündemin hazırlanması, ilanı, toplantı sırasında ortakların sıfatlarının tesbiti, genel kurul kararlarının yürütülmesi, bilançonun ve kar.zarar hesabının düzenlenmesi yönetim kurulunun görevlerinden bazılarıdır.  Karar gerektirmeyen görevleri yanında, yönetim kurulu yetkisini kural olarak kurul halinde toplanarak kullanır. Yönetim kurulu her yıl üyeleri arasından bir başkan ve bir başkan vekili seçer. Kurulu toplantıya başkan veya vekili çağırır.  Toplantıya çağrı herhangi bir şekle bağlı değildir.

 

Ortaklık sözleşmesinde hüküm varsa, yönetim yetkilerinin üyeler arasında bölünmesi mümkündür. Her üye ancak kendisine bırakılan işler nedeniyle sorumlu tutulabilir.

 

Yönetim işlerinin hepsi veya bir kısmının murahhaslara bırakılabilmesi için de sözleşmede açık hüküm bulunması gerekir. Murahhasın yönetim kurulu üyeleri, hatta pay sahibi olması dahi zorunlu değildir. Yönetim kurulu üyesi olan murahhaslara murahhas üye, yönetim kurulu dışından seçilenlere ise murahhas müdür denir.

 

Temsil yetkisine gelince, bu yetkinin kullanılması yönünden sözleşme ile başka bir düzenleme yapılmamışsa çift imza ilkesi benimsenmiştir.

 

Temsil yetkisinin üyeler arasında sadece yer itibariyle bölünmesi mümkündür.  Temsil yetkisi merkeze veya bir şubeye hasredilmişse, bu sınırlama tescil ve ilan edildikten sonra üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir.

 

Yönetim yetkisi gibi temsil yetkisi de sözleşmede hüküm bulunmak şartıyla murahhas üyelere veya müdürlere bırakılabilir. Temsil yetkisi yönetim kurulu üyesi olmayan murahhas müdürlere veriliyorsa, Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyelerinden de en az birisinin temsil yetkisine sahip olması zorunluluğunu getirmiştir.

 

Temsil yetkisi sınırlandırılamaz. İki istisnası vardır: Bu yetki sadece merkezin veya bir şubenin işlerine hasrolunabilir ya da birlikte temsil kuralı getirilebilir. Yani ikiden çok imza veya belirli iki imza şartı aranabilir.

 

Yönetim kurulunca, temsil yetkisi kullanılıp üçüncü kişilerle ortaklık adına girişilen işlemlerden ve yapılan sözleşmelerden doğan hak ve yüklenilen borçlar ortaklık tüzel kişisine aittir. Yönetim kurulu üyeleri bu işlem ve sözleşmelerden bizzat sorumlu olmazlar. Hatta yönetim kurulu üyelerinin, bu sıfatları ile yönetim ve temsil görevlerini gördükleri sırada üçüncü kişilere karşı işledikleri haksız fiillerden dolayı dahi ortaklık sorumludur. Ortaklığın bu konudaki rücu hakkı saklıdır. Diğer bir ifade ile, anonim ortaklık söz konusu sorumluluğu dolayısıyla uğradığı zararlar için yönetim kurulu üyelerine dönebilir.

 

Aşağıda sayılan hallerde yönetim kurulu üyeleri hem ortaklığa hem her bir pay sahibine hem de ortaklık alacaklılarına karşı müteselsilen sorumludurlar :

1. Hisse senetleri bedellerine mahsuben pay sahipleri tarafından yapılan ödemelerin doğru

olmaması

2. Dağıtılan ve ödenen kâr paylarının gerçek olmaması

3. Kanunen tutulması gereken defterlerin mevcut olmaması veya bunların düzensiz bir

şekilde tutulması

4. Genel kuruldan çıkan kararların sebepsiz olarak yerine getirilmemesi

5. Gerek kanunun gerek esas sözleşmenin kendilerine yüklediği diğer görevlerin kasden

veya ihmal sonucu olarak yapılmaması.

Ortaklık adına dava açma yetkisi genel kurula aittir. Genel kurul bu yetkiyi adi toplantı ve karar yetersayısı ile alacağı bir kararla kullanır. Ancak genel kurulda dava açılmamasına karar verilmekle birlikte, esas sermayenin onda birini temsil eden pay sahipleri dava açılması yönünde talepte bulunursa o takdirde sorumluluk davası açılması gerekir. Ortaklık bu hallerde karar veya talep tarihinden itibaren bir ay içinde dava açmaya mecburdur. Ayrıca, yönetim kurulunun ortaklığı zarar uğratan davranışları, ortaklık yanında dolaylı olarak pay sahiplerini ve alacaklıları da zarar uğratabileceği için bunlara da sorumluluk davası açma imkanı tanınmıştır. Ancak hükmedilecek tazminat ortaklığa verilir. Fakat, yönetim kurulu üyesinin haksız bir fiilinden dolayı pay sahibi veya ortaklık alacaklısı doğrudan bir zarar görmüşse, o takdirde bu kişi kendi adına ve hesabına dava açabilir.

 

Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu genel kurul tarafından alınan bir ibra kararı ile sona erer. Kanuna göre, bilançonun onaylanmasına ilişkin olan genel kurul kararı ile, aksine bir açıklık olmadığı sürece, yönetim kurulu üyeleri ile müdürler ve denetçiler ibra edilmiş olurlar. Ancak bunun için, kabul edilen bilançonun gerçek ve samimi olması gerekir. İbra sadece bilançoda görülebilen konulara iliş

25
0
0
Yorum Yaz